Ana Sayfa >> Azospermi tedavisi >> Azospermi Sorunu Erkeklerden Sperm Bulma

Azospermi Sorunu Erkeklerden Sperm Bulma

Menide sperm bulunmaması yada çok az miktarda bulunması  manasına  gelen azospermi erkeklerin  yüzde birinde, kısırlık  (infertilite) problemi olan erkeklerin ise yüzde onunda görülen bir rahatsızlıkdır. Menide az  miktarda sperm bulunan oligospermi ile azosperminin birbirinden ayırd edilmesi önemli bir aşamadır. Çünkü ağır oligospermide meninin santrifüje edilmesiyle oluşabilecek az miktardaki spermin mikro enjeksiyon için yapılabilir ve bu şekilde ek testlere ve sperm oluşturma yöntemlerine gerek kalmayabilir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü en az iki meni örneğin inceleme yapılmadan azospermi tanısı koyulamayacağını belirtmiştir.

Azospermik erkeklerin genelinde sorun sperm taşıyıcı kanallar açık olduğu halde testislerde olgun sperm üretiminin yeterli düzeyde olmamasıdır (nonobstrüktif azospermi). Testis yetmezliği olarak bilinen bu durum genelde testislerin kendisindeki kusurlara ve testisleri sperm yapımı için uyaran hormonların salgılandığı hipofiz bezine ait sorunlara bağlı olabilmektedir. Hastaların genel olarak yüzde kırkında ise azosperminin sebebi testislerde üretim kusuru değil, üretilen olgun spermlerin boşaltıcı kanallar aracılığıyla vücut dışına atılma süresindedir (obstrüktif azospermi).

Azospermi tanısı koyulan kişilerde ayrıntılı özgeçmiş alınarak, fizik muayene olmaları ve gerekli laboratuar tetkikleriyle azosperminin sebebi bulunmalıdır. Azospermik erkeklerde yapılması gereken temel testler FSH ve testosteron hormonlarının düzeylerinin tayin edilmesidir. Fizik muayenede vas deferens adında toplayıcı kanalların varlığı kontrol edilmeli. Doğuştan iki taraflı vas deferens yokluğu olan kişilerde bu durum doğumsal böbrek kusurları eşlik olacağı için ultrasonografi ile böbrekler kontrol edilmelidir. Bunun yanısıra vas deferens yokluğu olan kişilerin üçte ikisinde kistik fibroz hastalığına sebeb olacak bir gen kusuru vardır (CFTR mutasyonu). Eğer anne adayı da bu mutasyonu taşıyorsa doğacak çocuğun kistik fibroz olması mümkün olduğundan anne adayında CFTR mutasyonu taranması önerilmelidir. Bu hastalarda testislerde sperm üretimi normaldir ve PESA, TESA veya TESE ile sperm elde edilebilmektedir.

Fizik muayene esnasında dikkat edilmesi gereken  testislerin büyüklüğüdür. Eğer testisler normalden küçük (atrofik) ise sorunun kaynağı başlangıçta yapılan hormonal testler ile anlaşılabilir. Atrofik testislere yüksek FSH ve normal ya da düşük testosteron düzeyi eşlik ediyorsa sorun aslen testislerdedir. Primer testis yetmezliği olarak bilinen bu duruma kromozom kusurları eşlik edebileceği için genetik inceleme yapılmalıdır. Azospermik erkeklerde yapılması gereken genetik incelemelerden ilerleyen bölümde detaylı olarak bahsedilecektir. Atrofik testislerle beraber FSH ve testosteron düzeyleri de düşükse hipogonadotropik hipogonadizm olarak adlandırılan durum mevcuttur. Bu hastaların LH hormonu düzeyi de düşük olabilir. Hipogonadotropik hipogonadizmin nedeni hipotalamus veya hipofiz bezlerine ait kusurlardır. Bu kusurlar doğumsal olabileceği gibi (Kallmann sendromu) hipofiz bezinde sonradan gelişen tümörler de olabilir ve bu durumu aydınlatmak için prolaktin ölçümü ve hipofiz görüntülemesi gerekir.

Hormon düzeyleri, testis büyüklüğü ve vas deferensleri normal olup meni büyüklüğü az olan (<1 ml) hastalarda ise boşalma ile ilgili bir sorun olabileceği gibi çoğu zaman neden boşaltıcı sistemin ejakulatuar kanal isimli son kısmındaki bir tıkanıklıktır. Ejakulatuar kanal tıkanıklığının tanısı rektal ultrasonografi ile koyulabilmekte ve bu durumda ultrason rehberliğinde aspirasyon ile sperm olması mümkün olabilmektedir. Bu yöntemle sperm olmazsa diğer biyopsi yöntemleriyle testisten sperm olması mümkün olacaktır. Azospermik erkeklerde yapılması gereken genetik testlere döndüğümüzde yukarıda bahsettiğiz obstrüktif azospermili erkeklerde kistik fibroz ve vas deferens agenezisi ile ilgili CFTR genindeki mutasyonların taranmasına ek olarak nonobstrüktif azospermik hastalarda bulunabilecek genetik sorunlar testis fonksiyonlarını bozabilecek kromozom anomalileri ve sadece sperm üretimini etkileyebilecek Y kromozomu mikrodelesyonlarıdır.

Kısırlık sorunu olan erkeklerin yüzde yedisinde kandaki akyuvarlarda yapılacak kromozom incelemesi ile tespit edilebilen koromozom kusurları vardır. Kromozom kusurlarının sıklığı sperm sayısı ile ters orantılı olup azospermik erkeklerde bu oran yüzde on düzeyindeyken sperm sayısı normal olan erkeklerde yüzde birden azdır. Kısırlık sorunu olan erkeklerde gözlenen kromozom anomalilerinin üçte ikisi cinsiyet kromozumuna aittir (Klinefelter sendromu). Erkekte majör kromozom kusurları olduğunda çiftin gebeliklerinin düşükle sonuçlanma olasılığı arttığı, ayrıca kromozom kusurlu veya doğumsal kusurları bulunan çocuklara sahip olma riskinin de yükseldiği aileye söylenmelidir. Bu durumda mikroenjeksiyon sonrası elde edilebilecek embriyoların rahme transferinden önce genetik olarak incelenmesi (preimplantasyon genetik tanı (PGD) ve sadece normal bulunan embriyoların transfer edilmesi aileye önerilebilir.

Y kromozomu mikrodelesyonları ise azospermik erkeklerin yüzde onbeşinde bulunabilir. Bu kusurlar normal karyotip tayini ile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğu için polymerase chain reaction (PCR) olarak adlandırılan bir genetik test ile bulunur. PCR ile tespit edilecek mikrodelesyon çiftin testis biyopsisi yöntemleriyle sperm bulma oranını belirleyebileceğinden ailenin bilgilendirilmesi için önemlidir. Özellikle Y kromozomundaki AZFa ve tüm AZFb bölgelerini etkileyen mikrodelesyonların varlığında sperm bulma olasılığı ciddi düzeyde azalmaktadır.

Özetle nonobstrüktif azospermik hastalara kendilerinde bulunabilecek genetik kusurlar hakkında detaylı bilgi verilmeli ve yardımcı olabilecek genetik incelemeler önerilir.

Azospermik erkeklerde testislerden ve epididimlerden sperm oluşturmak mikroenjeksiyonda kullanılması sorunlarına kalıcı çözüm getirmemekte ancak o uygulama ile gebelik elde etmeye yaramaktadır. Bu erkeklerin daha sonra kendi kendilerine gebelik sağlama olanakları yoktur. Nonobstrüktif azospermi vakalarında sorun yukarıda bahsedilen hipotalamus veya hipofiz bezi kusurlarına bağlı olduğunda altta yatan hastalığın düzeltilmesi, GnRH, FSH ve testosteron hormonlarıyla tedavi uygulanarak hem erkeksi fiziksel özelliklerin geri gelmesi hatta bazı hastalarda sperm üretiminin olması mümkün olabilir. Ancak bu tedaviler sonuç verene kadar çok uzun zaman sürmekdedir. Ayrıca çiftteki kısırlığa neden olan tek sorunun erkekteki azospermi olması gerekmektedir. Kadında da bir sorun olduğunda ve zaten tüp bebek uygulaması gerekiyorsa bu alternatif tedaviler kısırlığın giderilmesi için geçerli seçenekler olarak görülemez. Ayrıca bu uzun süreçte kadının yaşı da ilerleyeceğinden mikroenjeksiyonla bile gebelik olasılığı giderek düşecektir. Bu nedenle bu tedavi yöntemleri ancak erkekte sperm üretimi dışındaki sorunların giderilmesinde düşünülmelidir. Asıl sorunun testislerde sperm üretimi olduğu primer testis yetmezliği vakalarında testisteki sorun ya doğumsaldır veya viral enfeksiyonlar, radyasyon, kemoterapi, travma gibi dış faktörlere bağlı gelişmiştir. Sperm üretimi bozuklukları sertoli cell only (SCO) sendromu, matürasyon arresti (sperm üretiminin çeşitli safhalarında takılması), tübüler skleroz (sperm üretiminin olduğu tüplerin hasarı) nedenli olabilir. Bu durumların hiçbirisinin günümüzde kalıcı tedavisi yoktur ve testisten cerrahi yöntemlerle sperm elde edilerek mikroenjeksiyonda kullanılması tek seçenektir. Testislerde sperm üretiminin normal olduğu ve taşıyıcı kanallarda tıkanıklıklara bağlı obstrüktif azospermide tıkanıklığın cerrahi olarak giderilmesi bir seçenek olabilir mi? Taşıyıcı kanalların mikrocerrahi ile düzeltilmesi ileri düzeyde eğitim, deneyim ve bilgi gerektiren bir işdir. Dünyadaki en deneyimli merkezlerde bile mikrocerrahi sonrası gebelik elde etme oranı %25-40 arasında verilmektedir ve başarılı vakalarda ortalama gebelik elde süresi 12 ay olarak bildirilmektedir. Bunlar göz önüne alınırken yine kadında hiç bir sorun olmaması ve kısırlık sorununun sadece azosperminin giderilmesi ile aşılabilecek olması gerekmektedir. Kadın yaşının bu süreçte ilerleyerek daha sonra cerrahi başarısızsa yapılacak mikroenjeksiyon ile gebelik şansını azaltacak olması mikrocerrahi için bir diğer faktördür.

Cerrahi sperm oluşturma yöntemlerinin tamamı lokal ya da genel anestezi sonucu uygulanabilir. Bir engel olmadıkça hastaların rahatlığı açısından genel anestezi seçilebilir. Hepsi hastaneye yatış gerektirmeden ayaktan yapılan işlemlerdir. İşlemler genelde on dakika ile yarım saat arasında sürer. İşlemlerden sonra günlük hayata devam edilebilir. Tüm işlemler tüp bebek merkezinde yapılır ve alınan örnekler aynı anda laboratuarda incelenerek sperm bulunup bulunmadığı görülür. Sperm bulunduğunda işleme son verilir.

İlginizi Çekebilir

Azospermi tanısı

Azospermiyi Fark Edebilmek Mümkün Mü?

Azospermi Ve İnfertilite Azospermi; Örnek olarak alınmış sperm örnekleri içinde canlı sperm olup olmadığını belirtmeye …